Ana içeriğe atla
Click to open menu
Click to close menü
Begin main content
Buğdayda Süne Böceği Zararlısı ile Nasıl Mücadele Edilir?

Buğdayda Süne Böceği Zararlısı ile Nasıl Mücadele Edilir?

Türk tarımının stratejik ürünlerinden biri olan buğdayın verim ve kalitesini doğrudan tehdit eden unsurların başında buğday süne böceği gelmektedir. Halk arasında başakların düşmanı olarak bilinen bu zararlı, hem tarladaki mahsulün miktarını hem de buğdayın endüstriyel değerini, yani ekmeklik ve makarnalık kalitesini ciddi ölçüde azaltabilmektedir. Buğdayda süne zararı ve oluşabilecek ekonomik kayıpların önüne geçebilmek için yapılan süne ile mücadele yöntemleri arasında çeşitli kültürel, biyolojik ve kimyasal müdahaleler yer almaktadır.

SÜNE BÖCEĞİ NEDİR?

Bilimsel adı Eurygaster spp. olan süne, Yarımkanatlılar (Hemiptera) takımına ait, hububat alanlarında en yaygın görülen ve ekonomik değeri en yüksek olan zararlılardan biridir. Yılda bir kez döl veren bu böcek, yılın yaklaşık 9 ayını kapsayan büyük bir kısmını pasif dönem olarak adlandırılan süreçte, kalanını ise aktif dönemde geçirir. Pasif dönemde süne erginleri, kışlak adı verilen yüksek rakımlı dağlık alanlarda, meşe, çam, geven, kekik ve kirpi otu gibi bitkilerin dökülmüş yaprakları veya kök dipleri altında diyapoz yani uyku halinde hayatta kalırlar. Buğday süne böceği aktif yaşam zamanı, bölgeye ve iklime bağlı olmakla birlikte genellikle nisan sonu, mayıs başı ve temmuz aylarıdır.

Süne yaşam döngüsü, ilkbaharda hava sıcaklığının 15°C ve üzerine çıkmasıyla birlikte kışlaklardan ovalara, yani buğday tarlalarına göç ile başlar. Tarlaya inen ve kışlamış ergin olarak adlandırılan bu zararlılar, önce oburca beslenerek cinsel olgunluğa ulaşır, ardından çiftleşerek yumurtalarını genellikle buğday yapraklarının alt yüzeyine 12-14 adetlik muntazam sıralar halinde bırakırlar. Kışlamış erginler çiftleştikten sonraki 10-15 gün içinde ölmeye başlayıp, yeni erginler çıkmaya başladığında çok nadir görülseler de asıl yıkıcı zarar süreci, yumurtadan çıkan nimf dönemiyle başlar. Süne, ergin olana kadar 5 farklı nimf evresinden geçer. 1. dönemde yumurtadan yeni çıkan bu yavrular beslenemez. Yumurtadan çıkan nimfler, sıcaklığa bağlı olarak 5-6 gün ara ile gömlek değiştirmeye başlayıp sonraki döneme geçer. 2. ve 3. dönemlerdeki nimfler, başaklarla beslenmeye başlar ve bu evrede vücut yapıları belirginleşir. 4. ve 5. dönemler ise beslenmenin en üst seviyeye çıktığı, zararlının tanelerdeki gluteni ve diğer proteinleri parçaladığı en yoğun beslenme dönemidir.

Yaklaşık 30 gün süren bu gelişim sürecinin sonunda nimfler, kanatlı yeni nesil erginlere dönüşür. Bu yeni nesil erginler, temmuz ayında kışlaklara geri dönmeden önce vücutlarında pasif dönem boyunca kullanacakları yağı depolamak için buğday tanelerinde %100'e varan kalite ve verim kaybına yol açabilen son büyük saldırıyı gerçekleştirir. Bu döngü, sünenin yalnızca bir zararlı değil, stratejik yönetim gerektiren bir biyolojik risk olmasına neden olur.

SÜNE BÖCEĞİNİN AYIRT EDİCİ ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Buğday süne böceği, morfolojik yapısı ve gelişim evrelerindeki renk değişimleriyle oldukça karakteristik bir canlıdır. Süne erginleri genellikle 10-14 mm uzunluğuna, sokucu emici ağız ve yassı, oval bir vücut yapısına sahiptir. Renkleri çoğunlukla doğaya uyum sağlayacak şekilde toprak rengindedir, ancak bu durum bölgeye ve türe göre değişiklik gösterebilmektedir. Ayrıca erkek ve dişisi arasındaki fark abdomen yani karın segmentlerinin farklı yapısındadır. Bunu anlamak için erginler ters çevrilip abdomenin son segmentlerine bakılmalıdır. Erkek bireylerde bu yapının tek, dişi bireylerde ise 3 çift plakadan oluştuğu görülür. Ayrıca tamamen siyah, kırmızımsı, kirli beyaz veya bu renklerin karışımından oluşan alacalı desenlere sahip bireylerin görülmesi de mümkündür. Üstten bakıldığında zararlının başı üçgenimsi bir formdadır ve bu başın üzerinde bir çift petek göz ile onların arasında iki küçük nokta göz bulunur. En belirgin özelliklerinden biri de familyasının bir gereği olarak, rahatsız edildiklerinde çevreye saldıkları keskin ve pis kokudur.

Bununla birlikte, yumurta takibi yapılarak süneyi daha erken evredeyken tanımak da mümkündür. Dişiler yumurtalarını genellikle 12-14’lü gruplar halinde inci gibi dizerler. Bu yumurtalar küre şeklinde, 1-1.2 mm çapındadır. İlk bırakıldıkları zaman filizi yeşil renkte olsalar da iklim koşullarına bağlı olarak yaklaşık 3-4 gün sonra esmerleşmeye başlarlar ve yaklaşık 5 gün sonra noktaların toplanmasıyla yumurtada siyah nokta şeklinde bir leke oluşur. Bu lekeleri izleyen 2-3 günün sonunda lekeler kaybolur ve çapa dönemi olarak bilinen, yumurtanın üzerinde kırmızı renkli gemici çapası şeklinde yapıların oluştuğu evre gelir. Çapanın altında sonrasında sarımsı bir yeşile dönecek olan üçgen şeklinde siyah renkli bir leke belirir. Bu çapa işareti, nimflerin çıkışının yaklaştığının en net kanıtlarındandır. Bu dönemden yaklaşık bir hafta sonra nimfler çıkar ve doğal koşullar altında yumurtaların olgunlaşıp açılması yaklaşık 2- 3 hafta içerisinde gerçekleşir.

Yumurtadan çıkan süne yavruların görünümü ergin bireylere benzerlik gösterdiğinden nimf olarak adlandırılır. Nimfler ergin olana kadar gömlek değişimi şeklinde ifade edilen 5 farklı evreden geçerler. Bu süreçte boyları 1.4 mm’den başlayarak 7-9 mm’ye kadar ulaşır. Yumurtadan yeni çıkan 1. dönem nimfler sarı-yeşil renktedir ama çok kısa süre içinde esmerleşirler. 2. dönemden itibaren nimflerin abdomen kısmında enine iki adet siyah bant belirir. 3. ve 4. döneme gelindiğinde renkleri sarımsı krem tonlarına döner. 5. dönemde ise boy ve şekil olarak neredeyse bir ergine benzerler ve sırtlarındaki scutellum adı verilen koruyucu kalkan iyice büyümüş olur.

SÜNE ZARARLISI BUĞDAYIN VERİMİNİ VE KALİTESİNİ NASIL ETKİLER?

Süne zararlısının hububat üzerindeki etkisi, yalnızca tarladaki görsel bozulmadan ibaret değildir. Zararlının yarattığı tahribat, doğrudan çiftçinin kazancını ve sanayicinin hammadde kalitesini hedef alır. Süne böceği zararları, böceğin popülasyon yoğunluğuna, içinde bulunduğu biyolojik evreye ve buğdayın o anki gelişim dönemi gibi etmenlere göre değişkenlik gösterir.

Süneler, sahip oldukları sokucu-emici ağız yapısı sayesinde bitkinin öz suyunu adeta bir pipet gibi çekerek beslenirler. Bu beslenme alışkanlığı, buğdayın yaşam döngüsü boyunca üç ana başlıkta yıkıcı sonuçlar doğurur.

Kurtboğazı Zararı

Kışlaklardan bahar aylarında tarlaya inen kışlamış erginler, ilk iş olarak kardeşlenme dönemindeki genç buğdaylara yönelir. Bitkinin sap kısmını, özellikle kök boğazına yakın noktalardan bitkinin öz suyunu emerek beslenirler. Bu emgi sonucunda bitkinin su ve besin iletim sistemi hasar görür. Beslenemeyen saplar önce sararır, ardından kuruyarak başak bağlayamaz hale gelir. Bu durum özellikle Güneydoğu Anadolu gibi sıcak bölgelerde sıkça gözlenirken, diğer bölgelerde bazı yıllarda sapa kalkma ve başaklanma döneminde baş gösterir.

Akbaşak Zararı

Bitki boylandıkça süne de beslenme alanını yukarıya taşır. Başaklar henüz yaprak kılıfı içerisindeyken veya çiçeklenme dönemindeyken, kışlamış erginler başak sapını emerek su akışını keser. Bunun sonucunda tarlada sağlıklı yeşil başakların arasında, içi boş, tanesi oluşmamış ve bembeyaz görünümlü ölü başaklar belirir. Bu tür ölü başakların görülmesi tarladaki süne varlığının sinyalleri arasındadır. Süne görülen tüm bölgelerde rastlanan bu zarar, özellikle kurak yıllarda süne popülasyonun arttığı dönemlerde, ciddi verim düşüşlerine neden olabilir.

Tanedeki Emgi Zararı

Buğdayda süne zararı açısından en önemli tahribatın olduğu zarar şekli budur. Bu nedenle, süne ile mücadelenin temel odak noktası bu evredir. Yumurtadan çıkan nimf popülasyonunun giderek arttığı ve yeni nesil erginlerin oluşmaya başladığı bu dönemde, başaklardaki tanelerin süt olumuna geldiği dönemdir. Özellikle 4. ve 5. dönem nimfler, kışlağa gitmeden önce enerji depolamak için büyük bir oburlukla beslenip buğdayın süt ve sarı olum döneminde tanelere saldırır. Bu aşamadaki zarar hem fiziksel hem de endüstriyel olmak üzere iki boyutlu kayba yol açar. Öncelikle, taneler emildiği için zayıflayıp çimlenme gücünü kaybeder ve tohumluk değerini yitirir. Eğer doğru zamanda buğday süne ilacı ile müdahale edilmezse, tarladaki ürünün %100’e kadar ulaşan oranı ekmeklik ve makarnalık vasfını yitirebilir. Buna ek olarak, bu dönemde tane sünenin kolaylıkla zarar verebileceği kadar yumuşak bir yapıdadır. Süneler taneyi emmeden önce tükürük bezlerinden özel bir protein parçalayıcı enzim salgılar. Normalde havalar ısındığında sertleşecek olan taneler, bu enzim nedeniyle yeniden yumuşar, çünkü bu enzim, buğdayın içindeki gluteni, yani ekmeğin kabarmasını sağlayan yapıyı parçalayıp tanelerin tüm özelliğini kaybetmesine yol açar. Bu nedenle taneler tamamen verimsiz hale gelebilir ve dışarıdan bakıldığında sağlam görünen bu tanelerden yapılan unlar, hamur aşamasında sıvılaşıp kabarmaz.

SÜNE BÖCEĞİ TARLADA NASIL ANLAŞILIR, BELİRTİLERİ NELERDİR?

Tarlada karşılaşılan bir böceğin süne olup olmadığını anlamak, doğru mücadele stratejisi için ilk adımdır ve üretici için tarladaki süne varlığını erkenden tespit etmek, hasat dönemindeki kaybın önlenmesinde kritik önem taşımaktadır. Süne, doğası gereği gizlenmeyi seven bir zararlı olduğu için gözlem yaparken dikkatli ve teknik bir yaklaşım sergilemek gerekir. Tarlaya girildiğinde ilk dikkat edilmesi gereken emarelerden biri, bitkinin boyu yükseldiğinde yeşil dokunun arasında göze çarpan ve akbaşak olarak nitelendirilen bembeyaz, içi boş kalmış başaklardır. Ancak bu aşama genellikle kışlamış erginlerin beslendiği dönemi işaret eder. Daha kesin bir teşhis için bitki dokularının daha yakından incelenmesi gerekir. Özellikle buğday yapraklarının alt yüzeyleri kontrol edildiğinde, genellikle 12-14’lü diziler halinde bırakılmış yeşil veya çapa belirtisi gösteren yumurta paketleri süne varlığının en somut kanıtıdır.

Zararlının tarladaki yoğunluğunu ve müdahale gerekliliğini anlamak için metrekaredeki birey sayısı hayati veri sağlar. Kışlaklardan inişlerin tamamlandığı dönemde, tarlanın farklı noktalarında metrekare başına yapılan sayımlarda 1-2 adet kışlamış ergin görülmesi, popülasyonun hareketlendiğini gösteren bir alarm sinyalidir. Ancak asıl ekonomik risk, bu erginlerin bıraktığı yumurtalardan çıkan nimf aşamasında başlar. Tarım Orman Bakanlığı verilerine göre metrekarede ortalama 10 adet nimf saptanması, ekonomik zarar eşiğinin aşıldığına işaret eder. Özellikle nimfler 2. döneme geçtiklerinde, yani abdomenlerindeki o karakteristik siyah bantlar belirginleşip başaklarda aktif beslenmeye başladıklarında, her geçen gün mahsuldeki protein kalitesinin düşmesine neden olur.

Bu noktada, yalnızca böceği görmek değil, bitki üzerindeki fiziksel değişimleri doğru okumak da önemlidir. Eğer kardeşlenme döneminde bitki diplerinde sararma ve kuruma yani kurtboğazı görülüyorsa veya başaklanma evresinde başakların hemen altındaki sap kısmında emgi lekeleri mevcutsa, bu durum tarlada aktif bir süne popülasyonu olduğunu kanıtlar. Bu noktada, böceğin tarlaya homojen dağılıp dağılmadığını anlamak için tarlanın kenarlarından ziyade iç kısımlarında, zikzaklar çizerek sayım yapmak en sağlıklı sonucu verir. Süne ile mücadele yöntemleri oluşturabilmek ve gerekirse süne böceği ilaçlama dönemi belirleyebilmek için bu belirtilere dikkat etmek büyük önem taşır. Doğru teşhis ve zamanında yapılan sayımlar, FMC bitki koruma ürünleriyle buğday zararlılarına karşı mahsulünüzü güvence altına almanız için size gereken kritik zamanı kazandıracaktır.

SÜNE BÖCEĞİ İLE NASIL MÜCADELE EDİLİR?

Süne ile mücadele, yalnızca ilaçlamaya dayalı bir süreç olmanın da ötesinde, doğadaki dengeleri gözeten ve farklı tekniklerin bir arada kullanıldığı bütünleşik bir müdahale prensibini gerektirir. Bu stratejinin temel amacı, süne popülasyonunu ekonomik zarar eşiğinin altında tutarken çevreye ve yararlı organizmalara en az zararı vermektir. Türkiye'de bu süreç, kışlak sayımlarından başlayarak tarlalardaki nimf yoğunluğunun tespitine kadar uzanan titiz bir sürvey yani izleme programı eşliğinde yürütülür.

Kültürel Mücadele

Süne baskısını kırmak için uygulanacak kültürel önlemler, zararlının beslenme ve yaşam döngüsünü bozmayı hedefler. Bu kapsamda erkenci buğday çeşitlerinin tercih edilmesi büyük önem taşır; çünkü buradaki amaç, buğdayın süne nimfleri tam olarak gelişmeden ve yeni nesil erginler oburca beslenmeye başlamadan hasat olgunluğuna erişmesini sağlamaktır. Bu sayede hem emgi zararı azalır hem de yeterince yağ depolayamayan sünelerin kışlaktaki ölüm oranları artar. Tarladaki yabancı otlarla etkin mücadele edilmesi, sünelerin su ihtiyacını karşılayabileceği yeşil alanları yok ederken, polikültür tarıma yönelmek zararlının konukçusu olmayan bitkilerle popülasyonu seyreltir. Ayrıca arpa ve buğday ekilişlerinin birbirinden uzak tutulması gerekir; çünkü arpada erken olgunlaşan süneler doğrudan yan taraftaki buğday tarlalarına göç ederek yoğun zarara neden olur. Mera alanlarının korunması, anız yakılmasının kesinlikle önlenmesi ve tarla kenarlarına dut, badem, ahlat gibi nektar veren ağaçlardan oluşan yeşil kuşaklar dikilmesi, sünenin doğal düşmanları için hayati barınma alanları sağlar.

Biyolojik Mücadele

Sünenin doğada kendi popülasyonunu baskılayan pek çok güçlü müttefiki bulunur. Bunların en başında, süne yumurtalarının içine kendi yumurtasını bırakarak gelişimini engelleyen Trissolcus spp. gibi yumurta parazitoitleri veya erginlerin iç ve dış parazitoitleri gelir. Bazı yıllarda bu parazitoitlerin etkinliği o kadar yüksek olur ki hiçbir kimyasal müdahaleye gerek kalmadan zarar eşiği kontrol altına alınabilir. Parazitoitlerin yanı sıra doğada bulunan predatör böcekler, örümcekler ve özellikle sığırcık, keklik, bıldırcın gibi kuş türleri süne ergin ve nimfleriyle beslenerek doğal bir denge kurar. Bakanlık bünyesindeki laboratuvarlarda üretilen parazitoitlerin doğaya salımıyla bu süreç desteklenir. Ayrıca kışlaklardaki yüksek nemli ortamlarda ortaya çıkan fungal hastalık etmenleri de kışlayan erginler üzerinde doğal bir kırıcı etki yaratır.

Kimyasal Mücadele

Süne ile kimyasal mücadelede en kritik kural, kışlamış erginlere karşı asla ilaçlama yapılmamasıdır. Yasalarca da kısıtlanan bu durumun sebebi, ergin mücadelesinin hem etkisiz kalması hem de doğadaki parazitoitlere büyük zarar vermesidir. İlaçlama kararı, Bakanlık ekiplerince yapılan sürveyler sonucunda, metrekarede 10 nimf ve üzeri yoğunluk saptandığında alınır. Uygulama zamanı olarak, 2. dönem nimflerin tüm popülasyon içinde %40 oranına ulaştığı evre hedeflenir. Bu hassas zamanlama, ilacın en yüksek etkiyi göstermesini sağlarken yararlı böceklerin korunmasına yardımcı olur. İlaçlama sırasında doğru dozun kullanılması ve gelişmiş kapsül teknolojisine sahip ürünlerin tercih edilmesi, yağmurla yıkanma riskini azaltır ve uzun süreli koruma sağlar.

SÜNE İLAÇLAMASINDA EN UYGUN ZAMAN VE YÖNTEM HANGİSİDİR?

Çiftçilerin en çok merak ettiği konulardan birisi de buğdaya süne ilacı ne zaman atılır sorusudur. İlaçlama için en doğru zaman, 1. dönem nimflerin görülmesinden sonra, 2. dönem nimflerin toplam popülasyonun yaklaşık %40'ını oluşturduğu evredir. Kimyasal mücadelesi devlet tarafından yürütülen bu sürecin, nimf yoğunluğu 10 ve üzeri olduğunda başlatılması gerekir. Buna karşın, eğer doğal düşmanlar aktifse ilaçlamaya gerek görülmediği durumlar da olabilmektedir. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı popülasyon fazlaysa, 4-5. dönem nimf ve yeni nesil erginlere karşı da ilaçlama yapılabilir.

Süne böceği ilaçlama dönemi genellikle süt olum dönemine denk gelmektedir. Bu dönemde yapılacak uygulama, ani etki ve uzun süreli koruma sağlayan bir insektisit ile yapılmalıdır. Yüksek sıcaklıklardan etkilenmeyen ve bitki yüzeyinde uzun süre kalarak koruma kalkanı oluşturan formülasyonlar tercih edilmelidir. Buğday zararlılarına karşı etkin mücadelede FMC bitki koruma ürünleri kullanmak, hasat döneminde yüksek hektolitre ve protein değerine sahip kaliteli ürünler elde etmenize yardımcı olur.

SÜNE ZARARLISI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR

Süne böceği insana zarar verir mi?

Süne böceği insanları ısıran veya doğrudan hastalık bulaştıran bir canlı değildir, ancak savunma mekanizması gereği çevreye oldukça keskin ve kötü bir koku yayar. Asıl zararı, buğdayın protein yapısını bozan salgılarıyla un kalitesini düşürerek dolaylı yoldan gıda sanayisinde ve ekonomide yaratır. Bu durum, buğdayın ekmeklik ve makarnalık değerini tamamen yitirmesine yol açarak gıda güvenliğini tehdit eder.

Süne böceği nasıl kontrol edilir?

Süneyi tamamen yok etmek zordur ancak kontrol altında tutulabilir. Bu süreçte kışlakların korunması ve doğal düşmanların desteklenmesi gibi kültürel ve biyolojik yöntemler önceliklidir. Eğer bu önlemler yetersiz kalırsa, uygun zamanda ve doğru dozda profesyonel ilaçlama yapılarak popülasyon kontrol altına alınmalıdır.

Süne sadece buğdaya mı zarar verir?

Süne temel olarak buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi buğdaygil bitkilerini konukçu olarak seçer. Ancak ekonomik açıdan en yıkıcı hasarı buğdayda meydana getirir. Arpa gibi ürünlerde erken olgunlaşma nedeniyle zarar düzeyi genellikle ekonomik eşiğin altında kalır, fakat bu alanlar sünenin çoğalması ve buğdaya geçmesi için bir basamak görevi görebilir.

Süne ilaçlamasından sonra yağmur yağarsa ne olur?

İlaçlama sonrası yağan şiddetli yağmurlar, standart ilaçların bitki yüzeyinden yıkanıp gitmesine ve etkisinin azalmasına neden olabilir. Bu gibi riskli durumların önüne geçmek için, yağmurdan yıkanmaya karşı dirençli ve güneş ışığında yapısını koruyan gelişmiş kapsül teknolojisine sahip insektisitlerin tercih edilmesi, koruma kalkanının devamlılığı açısından kritiktir.

Erkek ve dişi süneyi birbirinden ayırmak neden önemlidir?

Erkek ve dişi bireylerin tespiti, popülasyonun üreme potansiyelini anlamak açısından değerlidir. Abdomen segmentlerine bakılarak yapılan bu ayrımda, dişilerin 3 çift plakadan oluşan yapısı ayırt edicidir. Tarladaki dişi yoğunluğu, bırakılacak yumurta sayısını ve dolayısıyla oluşacak nimf baskısını doğrudan etkiler.