Ana içeriğe atla
Click to open menu
Click to close menü
Begin main content
Yeşilkurt (Helicoverpa armigera) Nedir, Nasıl Mücadele Edilir?

Yeşilkurt (Helicoverpa armigera) Nedir, Nasıl Mücadele Edilir?

Tarım arazilerinde sürdürülebilir verimliliği tehdit eden biyotik unsurların başında gelen zararlılar, üreticiler için her üretim sezonunda yeni bir strateji geliştirme zorunluluğunu da beraberinde getirir. Bu zararlılar arasında, dünya genelinde ve ülkemizde meyve-sebze üretiminde yarattığı ekonomik tahribatla bilinen yeşilkurt, kontrol altına alınmadığında mahsulün hem kalitesini hem de pazar değerini ciddi oranda düşürebilmektedir. Bilimsel literatürde yeşilkurt latincesi olan Helicoverpa armigera ismiyle tanımlanan bu zararlı, polifag yapısı sayesinde domateste yeşilkurt, pamukta yeşilkurt ve mısır yeşilkurt gibi farklı formlarda karşımıza çıkarak pek çok stratejik üründe ana zararlı konumunda yer alır. Bitkinin generatif organlarına doğrudan saldıran, meyveyi delerek iç dokularla beslenen bu türle, başarılı şekilde sebzelerde yeşilkurt mücadelesi yürütebilmek için öncelikle yeşilkurt belirtileri konusunda dikkatli olmak ve yeşilkurt larvası gelişim aşamaları gibi biyolojik süreçleri yakından tanımak gerekir. Sahada doğru zamanda ve etkili bir yeşilkurt ilacı seçimiyle müdahale etmek, yeşilkurdun zararlı olduğu bitkiler üzerindeki tahribatı durdurmak, mahsul kaybını önlemek ve maliyetleri minimize etmek açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu noktada, yeşilkurt hangi bitkilere zarar verir sorusunun cevabını bilmek ve erken teşhis koymak, profesyonel bir bitki koruma programının temel taşıdır.

YEŞİLKURT (Helicoverpa armigera) NEDİR?

Tarım dünyasında hem adaptasyon yeteneği hem de çok sayıda bitkiyle beslenebilen polifag yapısıyla tanınan yeşilkurt,Noctuidae familyasına mensup olan son derece hareketli bir güve türüdür. Yeşilkurt latincesi olan Helicoverpa armigera isimlendirmesi, dünya genelinde tarımsal verimliliği tehdit eden en yaygın zararlılardan birini ifade eder. Ergin bireyler, yani kelebekler, genellikle 35-40 mm kanat açıklığına sahiptir. Kanat renkleri ise çevresel faktörlere bağlı olarak bejimsi-kahverengi tonlarından hafif yeşilimsi renk varyasyonlarına kadar değişiklik gösterebilir. Bu kelebekler genellikle geceler aktiftir; gündüzleri ise bitkilerin kuytu köşelerinde veya tarladaki gölgelik alanlarda gizlenir. Ancak gün batımıyla birlikte aktifleşerek uçuşmaya ve yumurta bırakmaya başlarlar.

Zararlının yaşam döngüsü, yumurta, larva (tırtıl), pupa ve ergin olmak üzere dört temel evreden oluşur. Neslin devamlılığı açısından oldukça üretken olan dişi kelebekler, bitkinin taze sürgünlerine, yaprak altlarına, çiçeklerine ve özellikle meyve sapı çevrelerine yaklaşık 700 ila 1500 adet yumurtayı tek tek bırakır. Üstten basık küre şeklinde ve krem rengindeki bu yumurtalar, sıcaklığa bağlı olarak birkaç gün içinde açılır.

Yumurtadan yeni çıkan yeşilkurt larvası, yaklaşık 1,5-2 mm boyunda, kirli beyaz renkte ve üzeri ince kıllarla kaplı, oldukça küçük bir yapıdadır. Ancak beslenme başladıkça hızla büyüyen bu larvalar, gelişim süreçleri boyunca 5-6 farklı evre geçirirler. Larva gelişimini tamamlayıp olgun larva aşamasına ulaştığında boyu 40-45 mm'ye kadar çıkabilir. Bu olgunluk evresinde yeşilkurt belirtileri daha net gözlemlenir. Tırtılların vücutlarının yan kısımlarında ve sırtlarında boyuna uzanan sarı, yeşil veya koyu kahverengi tonlarında belirgin bantlar oluşur.

Larva dönemi sona erdiğinde, zararlı kendisini toprağın 4-10 cm derinliğine gömer ve burada oluşturduğu küçük toprak odacığı içinde pupa olur. Yaklaşık 20-23 mm boyundaki bu pupalar önce yeşil, geliştikçe kızıl-kahverengi veya morumsu tonlara döner. Uygun iklimsel koşulların sağlandığı Çukurova ve Ege gibi sıcak bölgelerde yılda 3 ila 5 döl verebilen bu zararlı, kışı toprakta diapoz yani uyku evresinde geçirerek bir sonraki üretim sezonu için pusuya yatar. Bu biyolojik döngünün her aşamasını bilmek, sebzelerde yeşilkurt mücadelesi planlarken hangi evrede hangi yöntemin uygulanacağını belirlemek açısından kritik önem taşır. Üreticilerin yeşilkurdun zararlı olduğu bitkiler üzerinde yapacağı düzenli kontrollerle, bu döngü kırılarak büyük ekonomik kayıpların önüne geçilebilir.

YEŞİLKURT ZARAR ŞEKLİ

Tarım arazilerinde üreticilerin karşılaştığı en sinsi risklerden biri, yeşilkurt belirtileri dışarıdan net bir şekilde gözle görülür hale geldiğinde, gerçek zararın çoktan bitkinin iç dokularına sirayet etmiş olmasıdır. Polifag bir beslenme karakterine sahip olan bu zararlı, bitki yaşam döngüsünün farklı evrelerinde farklı stratejiler izler. Gelişimin ilk aşamalarında yeşilkurt larvası öncelikle taze yapraklarda küçük delikler açarak veya yaprağın parankima dokusunu yiyerek beslenmeye başlar. Bu ilk hasarlar yapraklarda sararma ve kurumalara neden olsa da asıl telafisi güç olan ekonomik kayıp, larvaların bitkinin generatif organlarına yönelmesiyle baş gösterir. Meyveleri ve tomurcukları delerek iç kısma giren zararlı, burada beslenerek mahsulün iç dokularını tamamen tüketir ve pazar değerini yok eder.

Doğada çok sayıda konukçusu bulunan bu zararlının habitatı oldukça geniştir. Yeşilkurt hangi bitkilere zarar verir sorusuna cevap oluşturan listenin başında domates, biber, patlıcan, bamya, nohut ve mercimek gibi sebze türleri gelirken, pamuk, mısır ve tütün gibi stratejik öneme sahip endüstri bitkileri de bu listenin en kritik üyeleridir. Özellikle domateste yeşilkurt tahribatı, meyve etindeki galeri oluşumları ve bu boşluklarda biriken larval atıkların yol açtığı ikincil mantar ve bakteri enfeksiyonları nedeniyle meyvenin tamamen çürümesiyle sonuçlanır. Bu durum, yoğun popülasyonlarda bulaşma oranlarının korkutucu rakamlara ulaşmasına sebebiyet verebilir.

Zararlının tarla bitkilerindeki etkisi de benzer bir yıkıcılığa sahiptir. Pamukta yeşilkurt sorunu, bitkinin verim potansiyelini belirleyen tarak, çiçek ve koza gibi organlarda yoğunlaşır. Taraklarda delikler açarak beslenen larvalar, tarakların içini tamamen boşaltana kadar durmaz. Bu da çiçeklenmenin gerçekleşmemesine ve dolayısıyla koza oluşumunun engellenmesine yol açar. Benzer şekilde mısır yeşilkurt istilası, larvaların koçan püsküllerinden başlayarak koçan uçlarından içeri girmesi ve özellikle süt olum dönemindeki taneleri hızla tüketmesiyle karakterizedir. Larvalar oldukça hareketli olduklarından, sadece bir meyve veya koza ile yetinmezler. Bir noktadan diğerine geçerek tek bir bireyin bile onlarca mahsulün çürümesine veya deforme olmasına neden olması mümkündür. Yoğun istilalarda bitkinin sap ve gövde kısımlarında da beslenme yapabilen bu zararlıyla etkin bir sebzelerde yeşilkurt mücadelesi yürütmek, mahsulün geleceği için hayati önem taşır. Bu noktada koruyucu önlemlerin yanı sıra doğru formüle edilmiş bir yeşilkurt ilacı olarak insektisit kullanımı, zararlının iç dokulara girmeden durdurulmasında etkili yöntemlerdendir.

YEŞİLKURT İLE NASIL MÜCADELE EDİLİR?

Yeşilkurt ile mücadele, yalnızca zararlı tarlada görüldüğünde başlatılan bir süreç değil, ekim öncesinden hasat sonrasına kadar uzanan stratejik bir yönetim biçimidir. Bu zararlının yüksek üreme kapasitesi, hareket kabiliyeti ve kimyasal ilaçlara karşı hızla direnç geliştirme eğilimi, üreticilerin tek bir yöntem yerine çok katmanlı bir savunma hattı kurmasını zorunlu kılar. Başarılı bir kontrol süreci için bitkinin fenolojik dönemleri ile zararlının biyolojik evreleri arasındaki ilişkiyi doğru analiz etmek gerekir. Erken dönemde yapılacak gözlemler ve koruyucu önlemler, popülasyonun ekonomik zarar eşiğini aşmasını engelleyerek hem mahsul kalitesini korur hem de ilaçlama maliyetlerini minimize eder. Unutulmamalıdır ki, larvalar meyve veya koza dokusunun içine girdikten sonra müdahale etmek çok daha zor ve maliyetli hale gelmektedir. Bu nedenle mücadelenin temeli, zamanında ve doğru müdahale üzerine kurulmalıdır.

ENTEGRE MÜCADELE YÖNTEMLERİ

Entegre mücadele yönetimi (IPM), ekosistemdeki doğal dengeleri gözeterek zararlı popülasyonunu ekonomik zarar seviyesinin altında tutmayı amaçlayan, sürdürülebilir bir tarım yaklaşımıdır. Bu strateji kapsamında, kültürel işlemlerden biyoteknik yöntemlere, mekanik müdahalelerden biyolojik kontrole kadar tüm teknikler uyum içinde gerçekleştirilmelidir. Entegre mücadelede temel amaç, kimyasal kullanımını tamamen ortadan kaldırmak değil, onu en son çare olarak ve en optimize şekilde sürece dahil etmektir. Bu yaklaşım sayesinde, yalnızca hedef zararlı olan yeşilkurt ile mücadele edilmekle kalınmaz, aynı zamanda tarladaki faydalı böcek popülasyonu korunarak doğanın kendi kendini dengeleme mekanizmasından maksimum düzeyde fayda sağlanır. Bu bütüncül bakış açısı, uzun vadede toprak sağlığını korurken, tüketiciler için de kalıntısız ve güvenilir gıda arzını mümkün kılar.

KÜLTÜREL MÜCADELE

Yeşilkurt ile mücadelenin ilk ve en kritik savunma hattını oluşturan kültürel önlemler, zararlının yaşam alanını kısıtlamayı ve çoğalma koşullarını en aza indirmeyi hedefler. Bu süreçte tarladaki hijyen çalışmaları ve ekime hazırlık aşamaları, popülasyon baskısını kırmak adına büyük önem taşır. Özellikle sera ve tarla çevresinde titizlikle yürütülecek yabancı ot temizliği, zararlının kışlayabileceği veya ana konukçuya geçmeden önce beslenebileceği alternatif alanları ortadan kaldırarak başlangıç popülasyonunu zayıflatır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için hasat sonrası yapılan derin toprak sürümü de hayati bir adımdır. Bu sayede toprakta pupa halinde bulunan zararlılar yüzeye çıkarılarak kuşlar gibi doğal predatörlere açık hale getirilir veya kışın dondurucu etkileriyle yok edilir.

Ekime hazırlık ve bitki gelişim sürecinde uygulanacak stratejik adımlar, yeşilkurt belirtileri daha oluşmadan önleyici bir kalkan sağlar. Ekim nöbeti uygulamasıyla aynı tarlada ardışık yıllarda zararlının konukçusu olan bitkilerin ekilmemesi, popülasyon birikimini engellerken, erken ekim yöntemiyle bitkinin zararlı yoğunluğunun arttığı dönemden önce kritik gelişim aşamalarını tamamlaması sağlanabilir. Ayrıca, ilk yeşil meyveler oluştuğunda sahada yapılan kontrollerde yeşilkurt larvası giriş deliği saptanan zarar görmüş meyvelerin derhal toplanarak alandan uzaklaştırılması ve imha edilmesi, döngünün tarlada kırılmasına yardımcı olur. Bu tip önleyici yaklaşımlar, ilerleyen dönemlerde ihtiyaç duyulacak ilaç miktarını azaltarak daha sağlıklı bir üretim ekosistemi oluşturur. Yeşilkurdun zararlı olduğu bitkiler üzerinde düzenli gözlem yapmak, bu kültürel önlemlerin başarısını artıran en temel unsurlardandır.

BİYOTEKNİK MÜCADELE

Zararlı yönetiminde modern ve teknolojik bir yaklaşım sunan biyoteknik mücadele, yeşilkurt popülasyonunu kontrol altında tutmak ve uygun müdahale zamanını belirleyebilmek için kullanılır. Bu yöntemin temelini, ergin kelebeklerin biyolojik özelliklerinden yararlanılarak geliştirilen feromon tuzakları oluşturur. Tarlanın stratejik noktalarına yerleştirilen bu tuzaklar, karşı cinsin kokusunu taklit ederek ergin kelebekleri kendine çeker ve yakalar. Bu sayede üreticiler, tarladaki zararlı yoğunluğunu ve uçuş periyotlarını anlık olarak takip etme imkanına sahip olurlar.

Feromon tuzaklarından ve düzenli tarla kontrollerinden elde edilen veriler, yeşilkurt belirtileri henüz ekonomik zarar eşiğine ulaşmadan üreticiyi uyarır. Bu hassas izleme süreci, rastgele yapılan uygulamaların önüne geçerek hem çevre sağlığını korur hem de ilaçlama maliyetlerini optimize eder. Özellikle sebzelerde yeşilkurt mücadelesi yürütürken, kelebek uçuşlarının zirve yaptığı dönemleri saptamak, yeşilkurt larvası yumurtadan çıkmadan hemen önce yapılacak müdahalelerin başarısını maksimuma çıkarır. Biyoteknik yöntemler, entegre mücadelenin temel taşlarından biri olan profesyonel bir veri toplama aracıdır. Üreticiler, bu takip sistemi sayesinde yeşilkurt hangi bitkilere zarar verir endişesi taşımak yerine, bilimsel veriler ışığında mahsulünü koruma altına alabilir.

MEKANİK (FİZİKSEL) MÜCADELE

Zararlı yönetiminde doğrudan ve fiziksel müdahaleleri temel alan mekanik mücadele, özellikle kapalı üretim alanlarında ve seralarda koruyucu bir bariyer işlevi görür. Bu yöntemin en etkili uygulamalarından biri, seraların havalandırma açıklıklarının ve giriş noktalarının uygun gözenek çapına sahip ince tüllerle kapatılmasıdır. Bu fiziksel engel, yeşilkurt erginlerinin içeri girmesini ve yumurta bırakmasını doğrudan bloke ederek, popülasyonun sera içerisinde başlamasını en baştan engeller.

Daha küçük ölçekli üretim alanlarında veya yoğun kontrol gerektiren durumlarda ise el ile müdahale yöntemi devreye girer. Bitki üzerinde tespit edilen yumurtaların ve henüz meyve içine girmemiş olan yeşilkurt larvası bireylerinin tek tek toplanarak alandan uzaklaştırılması, zararlının yayılma hızını yavaşlatır. Bu fiziksel uzaklaştırma işlemi, özellikle domateste yeşilkurt gibi meyve kalitesini doğrudan etkileyen durumlar için hızlı bir çözüm sunar. Bitkinin taze sürgünlerini ve meyve saplarını dikkatlice inceleyerek yapılan bu fiziksel kontroller, yeşilkurt belirtileri daha geniş alanlara yayılmadan önce baskılanmasına yardımcı olur. Mekanik mücadele, herhangi bir kimyasal girdi gerektirmediği için ekosisteme zarar vermeyen, oldukça güvenli ve etkili savunma hatlarındandır. 

BİYOLOJİK MÜCADELE

Doğanın kendi savunma mekanizmalarından güç alan biyolojik mücadele, sebzelerde yeşilkurt mücadelesi içerisinde sürdürülebilirliği sağlayan en hayati unsurlardan biridir. Bu yöntem, zararlı popülasyonunu baskılamak için sentetik girdiler yerine canlı organizmaları, yani doğada halihazırda bulunan faydalı böcekleri ve mikroorganizmaları kullanır. Yeşilkurdun zararlı olduğu bitkiler üzerinde aktif olarak görev yapan bu doğal müttefikler, zararlının popülasyon patlaması yaşamasını engelleyen görünmez bir kalkan görevi görürler. Bu ekosistemde özellikle parazitoitler ve predatörler (avcı böcekler) ön plana çıkar. Trichogramma cinsi yumurta parazitoitleri, yeşilkurt yumurtalarının içine kendi yumurtalarını bırakarak zararlının henüz larva evresine geçmeden, yani bitkiye zarar vermeye başlamadan yok edilmesini sağlar. Larva aşamasında ise Habrobracon hebetor gibi larva parazitoitleri devreye girer. Avcı böcekler cephesinde ise Chrysoperla carnea, Orius spp., Nabis spp. ve Coccinella septempunctata gibi türler, hem yumurtaları hem de genç yeşilkurt larvası bireylerini tüketerek popülasyonu dengeler. Ayrıca, Bacillus thuringiensis gibi biyopestisid etmenleri de biyolojik mücadelenin mikrobiyal ayağını oluşturarak larvalar üzerinde etkili bir kontrol sağlar.

Biyolojik mücadelenin başarısı, tarladaki bu zengin biyolojik çeşitliliğin korunmasına bağlıdır. Bu nedenle ilaçlama uygulamalarında, geniş spektrumlu ve faydalı böcekleri de yok eden kimyasallardan kaçınılmalıdır. Doğal düşmanların korunması ve etkinliklerinin artırılması, tarımsal alanlardaki kimyasal yükünü azaltırken yeşilkurt belirtileri ile daha doğal yollarla savaşılmasını sağlar. Entegre yönetim planları dahilinde faydalı organizmalara zarar vermeyen, seçici özelliğe sahip bir insektisit kullanımı, biyolojik mücadelenin gücünü destekleyen profesyonel bir yaklaşımdır.

KİMYASAL MÜCADELE

Entegre mücadele stratejileri kapsamında, kültürel ve biyolojik önlemlerin popülasyonu baskılamada yetersiz kaldığı durumlarda kimyasal müdahalenin devreye sokulması gerekir. Bu aşamada temel kural, uygulamaya karar vermeden önce tarladaki zararlı yoğunluğunu ve doğal düşman popülasyonunu titizlikle analiz etmektir. Ürün ve yetiştirme koşullarına bağlı olarak değişmekle birlikte, bitkilerde veya meyvelerde yapılan sayımlar sonucunda bulaşma oranının %5 seviyesine ulaşması veya her 3 metrelik sıra üzerinde ortalama 2 yeşilkurt larvası tespit edilmesi, ekonomik zarar eşiğinin aşıldığını ve müdahale zamanının geldiğini gösterir. Bu kritik eşik aşıldığında seçilecek yeşilkurt ilacı, yalnızca hedef zararlıyı kontrol altına almakla kalmamalı, aynı zamanda çevreye ve doğal dengeye en az zarar verecek ruhsatlı ürünler arasından tercih edilmelidir.

Başarılı bir uygulama için zamanlama ve yöntem, kullanılan ürünün etkinliğini doğrudan etkiler. Yeşilkurt larvaları günün büyük bir bölümünü bitkinin generatif organları olan çiçek, tarak ve koza içlerinde beslenerek geçirdikleri için, temas etkisinin artırılması amacıyla ilaçlamalar sabahın çok erken saatlerinde veya akşamın geç vakitlerinde planlanmalıdır. Özellikle yumurtadan yeni çıkmış larvaların meyve dokusunun içine henüz girmediği hassas dönemleri hedeflemek, mücadelenin başarısını maksimize eder. İnsektisitlerde kullanılan yeni nesil formülasyonlar, hedef zararlının beslenmesini kısa sürede durdurma ve uygulama sonrası bitki yüzeyinde etkinlik sağlama özellikleriyle öne çıkmaktadır. Bazı aktif maddeler yaprak dokusu içinde hareket edebilme (translaminar etki) göstererek bitki yüzeyinin farklı katmanlarında koruma sağlayabilir. Ayrıca, uygun formülasyonlar yağışa karşı belirli bir direnç oluşturarak etkinliğin daha uzun süre devam etmesine katkı sunar. 

Kimyasal mücadelede dayanıklılık yönetimi de sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşır. Farklı etki mekanizmalarına sahip aktif maddelerin kullanımı ve faydalı böceklere karşı seçici olan ürünlerin tercih edilmesi, entegre mücadele programlarının verimliliğini artırarak hem ısırıcı hem de emici zararlılara karşı etkili bir kontrol sağlayabilir. Uygun ruhsatlı ürünler ve doğru dozların kullanımını içeren bu profesyonel yaklaşımlar sayesinde, düşük dozlarda bile yüksek biyolojik aktivite elde edilerek dekara uygulanan aktif madde miktarı azaltılabilir ve kullanıcı güvenliği en üst düzeyde tutulabilir. Karışım yapılacağı durumlarda ön karışım testlerinin yapılması ve etiket sınırlamalarına uyulması, uygulamanın teknik başarısını güvence altına alır. 

Siz de yeni nesil moleküller içeren formülasyonları ve ileri teknolojiye sahip çözümleriyle uzun süreli koruma sağlayan FMC insektisit ve bitki koruma ürünleriyle yeşilkurduna karşı mahsulünüzü güvence altına alın.

YEŞİLKURT İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR

Tarlamda aynı anda hem yumurta hem de olgun larva var, ne yapmalıyım? 

Bu durum kademeli bulaşma olarak adlandırılır ve mücadelesi en zor senaryolardan biridir. Sadece larvaları hedef alan bir ilaç, mevcut yumurtalardan çıkacak yeni nesli engelleyemez. Bu nedenle hem larvisid (larva öldürücü) hem de ovisid (yumurta öldürücü) etkisi olan ya da bitki üzerinde uzun süre kalıcılığını koruyan ürünler seçilmelidir. Bu sayede hem mevcut zararlı temizlenir hem de yumurtadan yeni çıkacak bireyler bitkiyle temas ettikleri anda kontrol altına alınır.

Yeşilkurt ilacı neden ilaç yakması yapar? 

Fitotoksisite riski; yanlış doz, uygun olmayan karışımlar, yüksek sıcaklık, hassas bitki dönemi ve ürün etiketine aykırı uygulamalar gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak artabilir. Özellikle kükürt veya bazı yağ bazlı ürünlerle yapılan hatalı karışımlar, bitki dokusunda geri dönülemez hasarlar bırakabilir. Bu riski yönetmek için uygulama mutlaka serin saatlerde yapılmalı ve yeni bir ürün kullanılacaksa tarlanın küçük bir bölümünde ön deneme gerçekleştirilmelidir.

Tuzaklarda ergin kelebek yakalamak tarlanın temizlendiği anlamına gelir mi? 

Hayır, feromon tuzaklarının temel amacı zararlıyı yok etmek değil, popülasyonun hangi aşamada olduğunu izlemektir. Tuzaklarda artan ergin yakalanması, yumurta bırakma döneminin yoğunlaştığını gösterebilir; yumurta açılım süresi sıcaklık başta olmak üzere çevre koşullarına bağlı olarak değişir. Yani tuzakta kelebek görmek bir çözüm değil, ilaçlama hazırlığına başlamanız ve tarlayı daha sık kontrol etmeniz gerektiğini gösteren profesyonel bir erken uyarı sistemidir.

Yeşilkurt sadece geceleri mi zarar verir?

Ergin kelebekler gece aktif olup yumurta bıraksalar da, yumurtadan çıkan larvalar gün boyunca bitki üzerinde beslenmeye devam eder. Ancak güneşin çok yoğun olduğu saatlerde larvalar meyve içlerine veya yaprak altındaki kuytu bölgelere çekilebilirler.

Yeşilkurt meyveye girdikten sonra meyveyi kurtarmak mümkün mü? 

Maalesef bir meyve yeşilkurt tarafından delindikten sonra, içerideki larva öldürülse bile meyve pazar değerini kaybeder. Zararlı, açtığı deliklerde hayvansal atıklar bırakır ve bu bölgeler mantar veya bakteri kaynaklı çürümelerin odağı haline gelir. Mücadelenin tek amacı, tarladaki zararlıları temizleyerek zararın henüz delinmemiş olan sağlıklı meyvelere sıçramasını durdurmaktır.